Bu bilgilere ilave olarak bende kendi tecrübelerime dayanarak subjektif birkaç paylaşım yapmak istiyorum.
Teknede yaşamı bence temelde ikiye ayırıp değerlendirebiliriz; birinci grup şehir yaşamından kopmak isteyen fakat daha erken olduğunu düşünen, bu yüzden normal hayat standardını tekneye taşımayı düşünen büyük bir kesimi kapsıyor. Bu gruptan ülkemiz sularında artık birçok örnek görmek mümkün, ve sayılar giderekte artıyor. İki ayrı hayat tarzını bir potada eritme çabası doğal olarakta ülkemiz marina sahiplerini bir hayli sevindiriyor. Ev olarak kullandığınız teknenin yaz kış fırtına boranda güvende kalabilmesinin yolu marinalardan geçiyor. Yani özetle hem tekne alıyorsunuz hemde onu koyacağınız mekanı satın almanız gerekiyor, deniz üzerinde pahalı bir site hayatı. Bir süre sonra bu marina site hayatından sıkılanlar alternatif olarak gelişen havayolları ağınında nimetlerinden faydalanarak güneydeki marinalarıda aynı mantıkta kullanır hale geldiler. İstanbulda yaşa haftasonları ve tatillerde uçağa atla 1 saat sonra güneydeki teknendesin. Güzel koylar, deniz ve rüzgar artık senin. Sonuçları marinalarda sahiplerini sabırsızlıkla bekleyen sıra sıra dizilmiş seri üretim tekneler ve yüksek marina ücretleri. Yanlış anlaşılmasın ben kimseyi yargılamıyorum sadece gelinen durumu özetlemeye çalışıyorum.
Diğer grup ise hepimizin özenerek takip ettiği normal düzen hayatından olabildiğince bağımsızlaşmış, teknesiyle sürekli yaşayan şanslı kesim. Bu grubun büyük kısmını ülkemizde misafir ettiğimiz yabancı uyruklu yaş ortlaması 60 olan insanlar oluşturuyor. Kalan küçük oranda da emekli olup villa yaşamı yerine tekneyi tercih eden vatandaşlarımızda gün geçtik artıyor.

Kendiniz hangi gruba koyarsanız koyun, teknede yaşamak demek aslında karadan ne kadar bağımsız kalabildiğiniz ile ilgilidir. Şehir yaşamında artık kolaylıkla ulaştığımız sıradan elektrik, su ve çamaşır yıkama gibi sıradan konular teknede kritik konular haline geliyor. Denizde ıssız bir koyda kalma süreniz tamamen elektrik kaynağınız olan akü kapasiteniz, aküleri şarj edecek donanımlarınız, içme suyu kaynağınız olan depolama kapasitenize bağlı. Elektrik sistemi 12v.olduğundan evlerde artık standart aletler olan çamaşır, bulaşık, saç kurutma makinesi, klima,ütü gibi elektrikli aletler teknede inanılmaz pahalı birer lüks yada kullanımı imkansız hale geliyor. Sizi yine karaya marinaya bağlı kılıyor, marina yaşamına mecbur bırakıyor. Kısmen bir çözüm olarak depoları ve aküleri büyütmek, aküleri şarj etmek için solar panel, rüzgar jeneratörü veya yakıt ile çalışan jeneratörler eklemek veya kendi suyunu üretmek için ters ozmoz filtreleme ile deniz suyunundan içme suyu üretmek mümkün fakat ev yaşam standartlarını tamamen yakalamak zor görünüyor. Tüm bu donanımları teknenize sığdırabildiğinizi düşünsek bile maliyetlerini düşününce denizde yalın ama az konforlu hayata alışmanın daha mantıklı olduğunu anlıyorsunuz.
Teknede yaşam felsefesi yeni ve alternatif bir yaşam tarzına adapte olabilmek, sıradanlaşan günlük yaşamdan uzaklaşıp farklı bir hayat tecrübesinin tadına varabilmektir venim için. Evi tekneye taşıma çabası ağır mali külfetide yanında getir ki, zaten amacımız mevcut tüketim düzeninden kurtulmak ise ne kadar basit okadar kaliteli bir yaşam sanırım temel felsefemiz olmalı.
Sağlıcakla kalın,
Ulaş Demirtaş
S/Y Morpheus



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder